Beklenen Parasal Değer

Varsayın ki, size sunulan iki adet yatırım seçeneği var. İki seçenek için de aynı bedeli harcayacaksınız. Örneğin, A ve B seçenekleri için 100.000 TL para yatırmanız gerekiyor.

A yatırımını tercih ederseniz, bir sene sonunda 60.000 TL kar edeceksiniz fakat gerçekleşme olasılığı % 40 olarak tahmin ediliyor.

B yatırımını tercih ederseniz, bir sene sonunda 40.000 TL kar edeceksiniz ve bu yatırımında gerçekleşme olasılığı %60 olduğu tahmin ediliyor.

Hangi seçeneği tercih edersiniz?

İçinde olasılıkların olduğu seçenekleri tercih ederken kullandığımız araca Beklenen Parasal Değer adı verilir. Yukarıdaki örnekte yapılması gereken basit bir matematiksel işlemdir.

A Seçeneği için: 60.000 TL * %40 = 24.000 TL

B Seçeneği için: 40.000 TL * %60 = 24.000 TL

Sonuç olarak bulunan 24.000 TL, Beklenen Parasal Değer olarak adlandırılmaktadır. Bu iki yatırım seçenekleri arasında fark olmadığını bize göstermektedir.

Özetle; Etki Gücü * Olasılık bizim o yatırımdan beklememiz gereken kazanç miktarını göstermektedir.

Bu basit hesaplama tekniği, ilginç bir şekilde, günlük hayatımızın bir hayli içinde yer alır.

Basit bir örnekle başlayalım:

2022 yılında hastaneye yolunuz kaç kere düşer? Diyelim ki bir kere grip olursunuz. Böylece, bir kez muayene ücreti ödeyeceksiniz. Muayene için hastane ne kadarlık bir ücret talep eder sizden? Örnek amacıyla yazıyorum: 1.000 TL diye varsayalım.

Devam edelim…

Şu anda kaç yaşındasınız? 35 yaşında olduğunuzu varsayalım. Peki, bu ülkede 35 yaşında insanlar, bir sene içinde yüzde kaç ihtimalle grip muayenesi olmak amacıyla hastaneye gider? Geçmiş yılların istatistiksel verilerine bakıyoruz ve %5 olarak görüyoruz, diyelim.

Demek ki bu sene sağlığınız için beklenen parasal değer 1.000 TL * %5 = 50 TL olacaktır. Yalnız, 50 TL’i sağlığınız için kenara ayırmanızın hiç bir anlamı yoktur çünkü gerçekten hasta olursanız harcayacağınız para 1000 TL olacaktır.

Bu yüzden, sigorta firmaları, insanların risk seviyelerini, oluşacak maliyetleri bir bütün olarak gördüklerinden (ellerinde bu veriler vardır) sigorta primlerini benzer bir mantıkla hesaplayıp size ödemeniz gereken prim olarak sunuyorlar.

(Tabi ki, hesap bu kadar kolay değil ama genel mantık budur)

Hasta olma ihtimalinizi artıran faktörler neler olabilir? Yaş en önemli etkendir, aileden gelen genetik özellikler, sigara, alkol bağımlılığı, spor yapmama, pandemi gibi çevresel etkiler, hava şartları gibi mevsimsel etkiler örnek verilebilir. Diğer yandan, bu olumsuzlukları özel sigorta firmasına beyan ettiğinizde priminiz artacaktır, buna karşılık beyan etmez ve ileride örneğin sigaradan dolayı bir sağlık sorunu yaşarsanız, o sigorta firması sigaradan kaynaklı sağlık masraflarınızı karşılamayacaktır.

Benzer bir durum, araçların kasko değerleri için de geçerlidir. Sigorta firmaları, sizin bir şoför olarak, yüzde kaç ihtimalle kaza yapacağınızı tahmin eder ve kazada ortalama ne kadarlık masraf çıkacağı da geçmiş verilerden belirlenir, böylece karlarını da ekledikten sonra ödemeniz gereken kasko bedelini bulurlar.

Özetle, hasta olma veya kaza yapma ihtimali artıkça ödenmesi gereken primler artar. Peki, tersi geçerli olabilir mi?

Keşke, insanlar sigaradan ve alkolden dolayı daha az zarar görse, daha fazla spor yapsa, beslenmelerine daha fazla dikkat etse, böylece hastalanma ihtimalleri azalsa, benzer şekilde, araç kullananlar trafikte daha dikkatli hareket etseler, kurallara uysalar ve kaza yapma sayısı bir sene içinde daha da azalsa; Bunlara bağlı olarak, olasılık değerleri azalacağı için, Bekelen Parasal Değer de düşecektir ve ödenecek prim veya kasko bedelini de aşağıya doğru çekecektir.

Risk Kategorileri ve Tehdit Indeksi

Projeyi etkileyebilecek Riskleri aşağıdaki gibi kategorilendirmek mümkündür.

  • Teknik – Kalite Riskleri
  • Finansal Riskler
  • İş – Yatırım Riskleri
  • İnsan Kaynakları Riskleri
  • Tedarikçi Riskleri
  • Çevresel Riskler

Kategorilendirme sayesinde her risk bir sınıfa ait olacak ve yapılan analizler neticesinde karşılaştırılabilir daha anlamlı verilere ulaşılacaktır.

Peki, analizler nasıl yapılmalıdır? Sorusuna da kısaca cevap arayalım.

Bu çalışmayı ilk defa yapacaksanız, doğru yapıp, yapmadığınız konusunda önemli şüphelere kapılırsınız, hiç dert etmeyin… Uygulamalarınız artıkça doğru yolu bulmak mümkün olacaktır.

Öncelikle yapılması gereken riskleri tanımlamak. Risk Tanımlamada dikkat etmeniz gereken soru şudur;

“Bir aktivite veya ardışık (arka arkaya yapılacak) aktiviteler grubunda gecikmeye, maliyet artışına, kalite düşüşüne veya kapsam azalmasına/artmasına sebep olabilecek olaylar nelerdir?”

“Bir tedarikçimin malı planladığımdan daha geç göndermesi” durumu veya “belirli bir döenemde yapılması gereken bir kaç aktivite için X departmanının yeterince insan kaynağı ayıramaması durumu” örnek olarak verilebilir.

Benzer riskleri tanımlayıp, kategorize ettikten sonra her kategori içindeki risklerin Tehdit Indeksini hesaplamak, mümkündür.

·     Etki Gücü: Yukarıda tanımladığınız risk durumu gerçekleşirse ilgili aktivitenizini özellikle süre veya parasal açıdan ne kadar etkiler? Bu sorunun cevabı sayısal olmalıdır. Örneğin: “3 gün, 2 hafta, 1ay, 300 TL, 200€ gibi”

·     Olasılık: Geçmişteki deneyimlerinizi veya varsa yazılı kayıtları inceleyerek, tanımladığınız riskin çıkma olasılığını % cinsinden tahmin etmeniz gerekmektedir. Örneğin “A tedarikçi firması geçtiğimiz 10 mal gönderiminin 2 tanesini geciktirmişti; bu durumda bir sonraki mal talebimizde malın gecikme olasılığı %20’dir” diyebiliriz.

Bundan sonrası oldukça basittir. Kategorize ettiğiniz her risk için Etki Gücü ve Olasılık değerlerini çarparak, risklerin ayrı ayrı Tehdit Indekslerini bulabilirsiniz. En yüksek değeri alan projenizi en çok tehdit edecek olan risktir. Büyükten küçüğe göre sıralayarak, hangi riske öncelikle tedbir almanız gerektiği ortaya çıkacaktır.

Son söz; Risk Değerlendirme Toplantıları, proje devam ettiği sürece en fazla 15 günde bir yapılıp, eski riskler çıkarılmalı, yenileri eklenmeli ve Tehdit Indeksleri tekrar değerlendirilmelidir.